Menü
Son Yazılarım
Kategorilerim
  • Kategori yok
Arkadaşlarım
Bağlantılarım
Esma-ül Hüsna
Mesaj Kutusu

AKRA FM
Hadis Güldestesi

1.Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "İlim istemek, her müslümanın üzerine farzdır." İbn Mesûd radıyallahu anh. Taberânî.


2. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Tek bir, dini anlayıcı fakih, şeytana bin tane ibadet edici abidden daha çetindir." İbn Abbas radıyallahu anh. Tirmizî.


3. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Kim birine bir ilim öğretirse, onunla amel edenin sevabını, yapanın sevabından hiçbir şey eksilmeksizin alır." Muaz radıyallahu anh. İbn Mâce.


4. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Allah, kimin hayrını dilerse, onu dini anlayıcı bir fakîh yapar." İbn Abbas radıyallahu anh. Tirmizî.


5. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Hikmetli söz, müminin yitiğidir, bulduğu yerde onu almaya, o daha ziyade hak sahibidir." Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.


6. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Kim bildiği bir ilmi, kendisine sorulunca gizlerse, Allah da onu ateşten bir gem ile gemler." Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.


7. Aişe radıyallahu anha dedi ki: Medineli hanımlar ne iyi hanımlardır, dini öğrenme konusunda, utanma onlara engel olmuyor. Aişe radıyallahu anha. Müslim.


8. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Bir topluma akıllarının almadığı bir şeyi anlatma ki, bazıları için bulantı sebebi olmasın." İbn Mesûd radıyallahu anh. Müslim.


9. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "İnsanlara iyiliği öğretip de kendini unutan kişi, insanları aydınlatıp da kendini yakan mum gibidir." Cendel radıyallahu anh. Taberânî.


10. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Gençlerinizin en iyileri kendini ihtiyarlara benzetenlerdir, ihtiyarlarınızın en kötüleri ise kendilerini gençlere benzetenlerdir." Enes radıyallahu anh. Taberânî.


11. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Müşriklere aykırı davranın, sakalınızı bolca bırakın, bıyıklarınızı derince kesin!" İbn Ömer radıyallahu anh. Buhârî.


12. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Yahudiler ve Hıristiyanlar saçlarını boyamazlar. Siz onlara aykırı davranın!" Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.


13. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Saçına ilave eden, ettiren, yüzündeki tüyleri alan, aldıran, dövme yapan ve yaptıran kadınlar lânetlenmiştir. Hastalık nedeniyle olursa o başka." İbn Abbas radıyallahu anh. Ebû Dâvud.


14. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Hiçbiriniz, başına gelen bir zarardan dolayı, sakın ölümü dilemesin. Mutlaka böyle bir şey yapması gerekiyorsa, şöyle dua etsin: "Allah’ım! Yaşamak benim için hayırlı olduğu sürece beni yaşat. Ölmek benim için daha iyi ise, canımı al!" Enes radıyallahu anh. Buhârî.


15. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Ölülerinize, "Lâ ilâhe illallah"ı telkin edin!" Ebû Saîd radıyallahu anh. Müslim.


16. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Dünyada ve âhirette lânetli iki ses vardır: Nimet anında çalgı sesi ve musibet anındaki ağlama sesi." Enes radıyallahu anh. Bezzâr.


17. Bir kadına denildi ki: "Kardeşin öldürüldü." "Allah ona rahmet etsin! innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn," diyerek cevapladı. "Kocan da öldürüldü," dediler. "Eyvah!" dedi. Bunun üzerine, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kadının kalbinde, kocasının, hiçbir şeyle karşılanamayacak bir yeri vardır." Hamne radıyallahu anha. İbn Mâce.


18. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Vasiyet edecek bir malı bulunan müslümanın, vasiyeti yanında olmaksızın üst üste iki gece geçirmeye hakkı yoktur." İbn Ömer radıyallahu anh. Buhârî.


19. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Evlenen, îmanın yarısını tamamlamış olur, kalan yarısı hakkında ise Allahtan korksun!" Enes radıyallahu anh. Taberânî.


20. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Karısı olmayan adam yoksuldur, yoksul." "Çok malı olsa da mı?" "Çok malı olsa da." "Kocası olmayan kadın yoksuldur, yoksul!" "Çok malı olsa da mı?" "Çok malı olsa da." İbn Ebî Necih radıyallahu anh. Buhârî.


21. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Kadınla dört şey için evlenilir: Malı, soyu, güzelliği ve dini için. Öyleyse, elleri toprak olası, sen dindarını al!" Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.


22. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Biriniz bir kadınla evlenmek isterse, evlilik kararı vermede önemli olacak yerlerine baksın!" Câbir radıyallahu anh. Ebû Dâvud.


23. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Bu evlenmeyi duyurun! Evlenme işlerini mescidlerde yapın! Üzerine de defler çalın! Çünkü , helâl ile haramı ayıran şey, onu duyurmaktır." Aişe radıyallahu anha. Rezîn.


24. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Herhangi bir kadın, kocası kendisinden hoşnutken ölürse, cennete girer." Ümmü Seleme radıyallahu anh. Tirmizî.


25. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Bir kadın, beş vakit namazını kılarsa, Ramazan orucunu tutarsa, namusunu korursa, kocasına itaat ederse, ona, "Cennetin kapılarından hangisini istersen oradan gir," denilir." Abdurrahman radıyallahu anh. Ahmed.


26. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Benden sonra, erkeklere, kadınlardan daha zararlı bir sınanma nedeni bırakmadım." Usame radıyallahu anh. Buhârî.


27. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Yanında uygun bir yakını olmaksızın, hiçbiriniz bir kadınla sakın baş başa kalmasın." İbn Abbas radıyallahu anh. Buhârî.


28. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Şiir söz gibidir, güzeli güzel, çirkini de çirkindir." İbn Ömer radıyallahu anh. Taberânî.


696. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Şüphesiz, şiirde hikmet vardır." Ubeyy radıyallahu anh. Buhârî.


29. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Birinizin içine, onu bozacak irin dolması, onu “bozacak şiir” dolmasından daha iyidir." Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

30. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, Kurayza günü Hassana şöyle dedi: "Müşrikleri sözle taşla, şüphesiz Cebrail seninledir!" Berâ radıyallahu anh. Buhârî.


31. Aişeye, "Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem şiir okur muydu?" diye sordular. "İbn Revaha’nın şiirini okuyup, şöyle derdi: Azığını vermediğin kimseler sana haber getirir." Aişe radıyallahu anha. Tirmizî.


32. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Başınıza şu yedi şey gelmeden güzel işler yapmakta acele ediniz: Kişiyi unutturucu kılan fakirlik, azdıran zenginlik, bozan hastalık, bunaklık derecesinde yaşlılık, âniden gelen ölüm, beklenenlerin en kötüsü deccâl ve hepsinden daha şiddetli ve acı olan kıyamet." Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.


33. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "içinizden en çok sevdiklerim ve kıyamet gününde mevki bakımından bana en yakın olanlarınız, ahlâkça en güzel olanlarınızdır. En nefret ettiklerim ve kıyamet gününde benden en uzak olanlarınız ise, gevezeler, lafazanlar ve yüksekten atanlardır. Onlar büyüklük taslayan kimselerdir." Câbir radıyallahu anh. Tirmizî.


34. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Haya îmandandır, îman ise cennettedir. Utanmazlık cefadandır, cefa ise cehennemdedir." Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.


35. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem örtüsü içindeki bakire kızdan daha fazla haya sahibiydi. Hoşlanmadığı bir şey gördüğü zaman, biz onu yüzünden anlardık. Ebû Saîd radıyallahu anh. Buhârî.


36. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Allah, mahlukatı yaratınca, Arş üstünde bulunan kitabına şunu yazdı: "Merhametim öfkemi geçmiştir." Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.


37. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Kişi, müslüman kardeşini severse, onu sevdiğini kendisine bildirsin." Mikdam radıyallahu anh. Ebû Dâvud.


38. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Yumuşaklık, bulunduğu şeyi süsler, bulunmadığı şeyi ise çirkinleştirir." Aişe radıyallahu anha. Müslim.


39. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Şüphesiz, dilleriyle söylemedikçe veya onu yapmadıkça, Allah, ümmetimin gönüllerinden geçirdikleri şeyleri bağışlamıştır." Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.


40. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Kim Allaha, kırk sabah yalnız onun için ibadet ederse, kalbinden diline yararlı bilgi ve güzel söz pınarları fışkırır." İbn Abbas radıyallahu anh. Rezîn.


41. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Kolaylaştırın, güçleştirmeyin, müjdeleyin, tiksindirmeyin!" Enes radıyallahu anh. Buhârî.


42. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "işlerin en hayırlısı, ılımlı olanıdır." Ebû Hureyre radıyallahu anh. Rezîn.


43. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Kendinizi fazla zorlamayın! Sizden öncekiler, kendilerini zorlayıp sıkıntıya sokmakla eriyip tükendiler. Onların kalıntılarını ancak manastırlarda bulursunuz." Sehl radıyallahu anh. Taberânî.


44. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “İlim üçtür. Bunlardan fazlası fazilettir: • Muhkem ayet(manası açıkça anlaşılır ayet), • Sahih sünnet, • Adil taksim. İbn Amr radıyallahu anh. Ebu Davud

Namaz Vakitleri
Sayaç

“Hırsızlık yapan, kızım Fatıma bile olsa!..”

28/4/2008 ·

Yıllardır söylüyoruz, yine söyleyelim... İnancımız odur ki; "imam"ın sarığı "beyaz"dır, asla "leke" kabul etmez... "Başörtülü" veya "çarşaflı", kısacası "tesettürlü bir kadın"ın da; sokakta, parkta, otobüs, tren ve dolmuşta, kısacası dışarıda, "her istediğini, dilediği gibi yaşama" özgürlüğü olamaz...
"İmam" da, "tesettürlü" bir kadın da, "dine uygun yaşamaya" mecburdur!.. Hayır, bir mecburiyet de değil, böyle olmaya "eli mahkûm"dur!.. Bizler, gerek "Vakit ailesinin bir ferdi" olarak, gerek bir "Müslüman" olarak buna yürekten inanır, daima bunu söyleriz...
Peki, niye böyledir?..
çünkü "imam", bir "lider"dir, bir "önder"dir...
Başındaki "beyaz sarık" da, onun bir "misyon sembolü"dür!..
Sarığı "beyaz"dır;
çünkü "saflığın, arılığın, temizliğin" sembolüdür!..
"İmam"ın görevi, işte bu saflığa kesinlikle ama kesinlikle "leke" düşürmemektir!..
Aynı şekilde;
"Başörtüsü" veya "çarşaf" da bir semboldür...
Evet, "İslâm'ın sembolü"dür!.. Onu başında taşıyan her kadın veya kız, bir "tercih" koymuştur ortaya... "Sıradan bir kadın/kız" olmadığını, bir "misyon" yüklendiğini bütün dünyaya deklâre etmiştir!..
MüSLüMAN, SIRADAN BİRİ DEĞİLDİR!
O halde, "söylem"lerine de, "eylem"lerine de dikkat etmek mecburiyetindedir!..
çünkü, "kendisi" değildir artık!..
"Sıradan bir fert" olmaktan çıkmıştır!..
Bir kadın veya kız ki; eğer "tesettür"e bürünmüşse, toplum tarafından yadırganabilecek bütün "olumsuzluk"lardan uzak durmak zorundadır!.. Eğer insanlara "örnek" olma "yük"ünü taşıyamayacak ise, "tercihini gözden geçirmesinde" yarar vardır!..
Zira, yüklendiği "misyon", sadece başını örtmekle sınırlı değildir!.. O hanım, "örtünmenin bütün icapları"nı yerine getirmeye mecburdur!..
"Başını örtecek" ama, televizyon ekranlarına çıkıp şakır şakır "göbek" atacak!..
"Tesettüre bürünecek" ama, bilmem hangi şarkıcı bozuntusunun konserine gidip, "ona sarılmaya" çalışacak!..
"Başını örtecek" ama, "çıktığı erkek"le, sokaklarda/parklarda "el ele" tutuşup, "sigara" tüttürecek!..
Yok öyle yağma!..
Ya "örtünmenin icapları"nı yerine getireceksin, yahut "taşıyamadığın misyon"dan sıyrılacaksın!.. Ki, senin "özgür kız/kadın takılmaları"ndan, bu din ve bu dinin "samimi" mensupları zarar görmesin!..
Hiç kimsenin, bu "Yüce Din"e lâf söyletmeye, hele hele "pusuda" bekleyip "açık" arayan "azgın azınlık"ların eline “koz” vermeye hakkı yok!..
Herhangi bir insanın "bireysel bir hata"sının faturasını "tüm camia" ödemek zorunda değil!..
Ya "yaşantını" gözden geçireceksin, ya da yüklendiğin "misyon"dan sıyrılacaksın!..
Bunun başka yolu yok...
BİZİM öLçüMüZ, HZ. PEYGAMBERİMİZ!
En başta dediğimiz gibi;
Yıllardır bunu söyledik... "Dilimizde tüy bitse" de, bundan sonra da söylemeye devam edeceğiz!..
çünkü, Vakit olarak bizim misyonumuz;
İnsanımıza "doğru"ları söylemek, onları "dürüst ve ahlâklı" olmaya davet etmektir!..
Eğer "yanlış" yapan, "çirkinlik" yapan insan, "bizim içimizden biri" ise, onu da asla "savunmaz", ona asla sahip çıkmayız!..
Bu konuda "ölçü"müz gayet açık... ölçümüzü, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav) koymuş...
Bilirsiniz... Bir "hırsızlık" olayında, "güçlü" ve "itibarı yüksek" bir kabileye mensup "bir kadının kolunun kesilmesine" karar verilince, "kadını kurtarmak" isteyen güçlü, itibarlı ve nüfuzlu kabile mensupları, Peygamber Efendimiz (sav)'e gelirler...
Gelenlere, Peygamber Efendimiz (sav)'in verdiği cevap, tarihî niteliktedir:
"Nefsi kudret elinde olan Allah (c.c.)'a yemin ederim ki; hırsızlık yapan, kızım Fatıma da olsa, yine elini keserim!"
ölçümüz budur!..
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav)'in, "kızı Fatıma'yı bile gözden çıkarabilecek" derecede "net ve açık bir ölçü" varken; "O'nun yolunda" olan bizlerin yeni bir ölçü koyması, elbette mümkün değildir!..
Bizler de;
"İçimizden biri" dahi olsa; eğer "hırsızlık" yapmış, eğer "sarkıntılık" işlemiş, kısacası eğer "yanlış, yamuk ve iğrenç bir iş" yapmışsa; onu ne savunuruz, ne de ona sahip çıkarız!.
"Hüseyin üzmez olayı"na bakışımız budur!..
BİR TEZGâH OLABİLİR Mİ?
Herhalde olayı duymayan kalmamıştır...
78 yaşındaki Hüseyin üzmez, Mudanya'da 14 yaşındaki bir çocuğa "sarkıntılık" ettiği iddiasıyla önce gözaltına alındı, sonra da tutuklanıp, cezaevine konuldu... Halen Bursa E Tipi Cezaevi'nde!..
Olayın savunulacak bir tarafı yok!..
Nereden bakarsanız bakın;
çirkin ve iğrenç bir olay!..
Ancak, olayın üzerindeki "esrar perdesi" henüz aralanmadığı için; ortada bir "tezgâh" ve "komplo" olabileceği kuşkusu içindeyiz!..
Sanki, böyle bir çirkinliğe "zemin hazırlandı" ve Hüseyin üzmez de bu tuzağa düştü diye düşünüyoruz!..
Bildiğimiz kadarıyla;
Hüseyin üzmez, çok eskiden beri, bu aileye "maddî yardım"da bulunuyor, zaman zaman onların "ihtiyaç"larını karşılıyormuş!..
Peki, böyle bir münasebet; nasıl olur da "cinsel istismar" ve "sarkıntılık" boyutlarına ulaştı?!?..
Aklımıza, “Ergenekon’cu tezgâhlar” gelmiyor değil... Malûm, hemen her gün “Ergenekon’cuların bir marifeti” çıkarılıyor ortaya...
“Vatanseverlik” maskesi altında “malı nasıl götürdükleri” gözler önüne seriliyor!..
Buna karşılık, “Ulusalcı” maskeli “Ergenekon’cular” ya da “Derin Devlet”çiler de boş durmuyor elbet!..
Onlar da, ellerindeki “medya gücü” ile “Müslümanları yıpratma” kampanyası başlattılar!..
Son günlerde, “İslâm düşmanlığı”nın zirveye ulaştığı “sansasyonel haberler” yayınlanıyor kartel gazetelerinde!..
ORASI VİLLA DEĞİL, SIRADAN EV!
Bu haberlerden biri, Mahmut Hocaefendi ile ilgili olanıydı... Biliyorsunuz, Hocaefendi için Beykoz’da bir “ev” satın alınmış.. 2006 yılında “250 bin YTL’ye” alınan bu ev, kartel gazeteleri tarafından “1 Milyon 700 Bin YTL’lik villa” olarak sunuldu kamuoyuna...
Peki, “Bu da villalı Mahmut Hoca” başlığı ile sürmanşetten verilmek istenen “mesaj” ve çizilmek istenen “imaj” neydi?..
Demek istiyorlardı ki;
“İşte, görün bakın; sizin hocaefendi dediğiniz zatlar, lüks ve ihtişam içinde yaşıyorlar!”
Evet, “verilmek istenen mesaj” buydu.
Hem de, kendileri trilyonluk “villa”larda, “yalı”larda ve “malikane”lerde oturdukları halde!..
Sadece “Mahmut Hocaefendi” ile ilgili haber değil, kartel gazeteleri ve televizyonları namaz, abdest, başörtüsü ve hac gibi ibadetlerle ilgili olan her şeyi “sansasyonel haber” üslubuyla veriyor.
özellikle son zamanlarda “muhafazakar” çevrelerle ilgili haberlerin “olumsuz” bir üslupla verilmesine özen gösteriliyor. Tamamen insanî bir ihtiyaçtan kaynaklanan bazı zaruri görüntüler bile “Eyvah, irtica geliyor” edasıyla okuyucuya aktarılıyor.
Bu tarz haberlerle özellikle “AK Parti geldi, böyle oldu” mesajının verilerek gerilim üretilmesi ve kaos oluşturulması çabaları dikkat çekiyor...
TEK çARE “HARAM”DAN SAKINMAK!
Herhalde söylemeye gerek yok... “Şeytan”ın görevi “yoldan çıkarmak”tır!.. Köpeğin görevi “havlamak” ve gerekirse “ısırmak”tır!.. Kartel gazetelerinin görevi de, “çamur” atıp, “yıpratmak”tır!..
Peki, “Müslüman’ın görevi” ne?..
Müslümanın görevi de;
Hangi zemin ve şartta olursa olsun, “haramdan korunmak”tır!.. Eğer “haram-helâl” kavramına dikkat etmez, eğer “dinin yasakladığı” şeylerden uzak durmazsan, bir gün gelir, “sana uygun bir elbise” dikerler ve üzerine geçirirler!..
Eğer hakkındaki iddialar, birer “yalan ve iftira” ise, bilesin ki, o elbise, asla “üzerine oturmaz!”
Ama, “yalan ve iftiralara uygun bir beden”in varsa, hiç kuşku yok ki; diktikleri elbise üzerine oturur!..
O halde ne yapmalı?..
Hasbihalimizin başında da ifade ettiğimiz gibi; bir Müslüman, “günün 24 saati”nde her eylem ve söylemine dikkat etmek durumundadır!.. Unutmayalım ki, Müslüman, “kendisinden emin olunan kişi”dir!..
Bu düsturu yıkmaya hiç kimsenin hakkı yoktur!.. Herkes, “eline, beline ve diline” hakim olmalı ve “iddia” bile olsa, “iddialara haklılık kazandıracak bir yaşantı” içinde bulunmamalıdır!..
Son “çirkin” olaydaki “bireysel” görüşlerimiz de, “kurumsal” tavrımız da budur!..
Ancak; bütün bunlara rağmen, bu son olayın “çirkin bir komplo” olduğu kanaatimiz devam ediyor.
Selâm, saygı ve gönül dolusu muhabbetlerimizle...HASAN KARAKAYA


Yorum (0) Yorum yaz! Arkadasina Gönder!

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »

/br>