Menü
Son Yazılarım
Kategorilerim
Arkadaşlarım
Bağlantılarım






Çarşaf illa çarşaf mı olacak?HIZIR EFENDİ K.S. -

21/5/2009 ·

Şehit Hızır Ali Muratoğlu Hocaefendinin 29/05/1995 tarihinde yaptığı bir sohbetini kelime kelime naklediyoruz:


Bize çok sorulan sorulardan biride illa çarşaf mı olacak? Başka şey giyilse olmaz mı?
Cilbab ne demektir, önce onu açıklayalım...
Ahzab suresi 59.ayette geçen celabiib kelimesi cilbab kelimesinin cemisidir.
Size Taç cilt=3 sayfa 167- 168 den hadisler okuyacağım.
Ma telbisühül mer'etü fevkal hımarı vel kamisı yestürul bedene küllehu

CİLBAB ÖYLE BİR ŞEY Kİ, KADIN ONU BAŞ ÖRTÜ VE GÖMLEĞİN ÜZERİNE GİYİYOR. VE BEDENİN HEPSİNİ ÖRTÜYOR.

Bu cilbab öyle bir şeyki baştan aşağı tüm vücudu kaplıyor..
Sen ise baş örtüsü ile dışarı çıkıyorsun.

Ebu Bekir r.a kızı Esma r.a üzerinde ince bir elbise olduğu halde peygamberin yanına geldi. Resulullah sav ondan yüz çevirdi. Ve Ya Esma! Kadın buluğa erince ( yüzüne ve ellerine işaret ederek) ancak şurası ve burası müstesna hiç bir yerinin görülmesi caiz değildir.

Şu delillerde vardır: Muhakkak kadının tüm bedenini örtmesi farzdır. Ancak elleri ve yüzü müstesna. Fitneden emin olunduğu vakit o kadının eline ve yüzüne bakmak caizdir. Bu maliki mezhebinin görüşüdür.
ŞAFİİ, HANEFİ VE HANBELİ MEZHEBİNİN GÖRÜŞLERİ İSE KADININ ELLERİNE VE YÜZÜNE BAKMAK FİTNEDEN EMİN OLSA BİLE HARAMDIR. ÇÜNKÜ ORALAR FİTNE YERİDİR. BU FETVE İHTİYATLI OLMAK İÇİN EN GÜZELDİR...

iŞTE ÇARŞAFIN FIKIH FETVASI BUDUR. OInun için Mahmut Efendi Hz çarşafı anlatmakta dili yaprak oluyor. 100 sene önceki nenelerimiz sağ olsada onlara sorsak. Onlar, biz sokağa çıktığımız zaman genç bile olsak ihtiyar şeklinde çıkardık derlerdi.

Hanımının sokakta mini etek giymesine müsade eden bir adamdan duymuştum. Yanında ki arkadaşına diyor ki, şu hanımlarımıza bak ki, sokağa çıktıklarında en kısa elbiselerini giyiyorlarda, bizim yanımızda pijama giyiyorlar.

BİR KADIN SOKAĞA ÇIKINCA ŞEYTAN ÖNÜNE GEÇER..SEN GÜZELSİN, ŞUSUN, BUSUN DİYEREK ONU ŞİŞİRİR. Allah Ahzab suresi 33.ayetinde buyuruyor ki, EVVELKİ CAHİLİYE ZAMANI GİBİ AÇILIP SAÇILMAYIN...

Bir müslüman kadın dışarı çıkarken şöyle yapayımda beğenileyim niyeti olursa işte o teberrüc olur. Ve dinimizde yasaktır. Efendimizin sav hanımlarına emir, bütün hanımlarada emirdir.

KIZLARIMIZ KADINLARIMIZ BEN DİNİMİZE GÖRE EV İŞİ YAPMAK ZORUNDA DEĞİLİM DİYORLAR.
BİR ERKEK HANIMINA BEN SENDEN RAZIYIM DERSE, CENNET ONA VACİB OLUR. SORUYORLAR, BULAŞIK YIKAMAYA, EV SÜPÜRMEYE MECBUR MUYUM? İŞRAK NAMAZI, TEHECCÜT NAMAZI KILMAYA MECBUR MUSUN? bİR CEMAATE GİTTİN, İŞRAK NAMAZINI SANA SORDULAR..SENDE FARZ VEYA VACİB DEĞİLDİR.SÜNNETTİR DEDİN.KILAN KİŞİYE ŞU KADAR SEVAP VARDIR DİYE ANLATTIN. İŞTE İŞRAK YADA TEHECCÜT NAMAZINI KILMAYI BİLİYORSAN, O BULAŞIĞI YIKAMAYIDA DÜŞÜNÜRSÜN. NİYETİNİ BİLİRSEN YAPTIĞIN İŞLERDE ÇOK SEVAP ALACAKSIN.İŞTE EVİNİ SÜPÜRMEK, TEMİZ TUTMAK, SÜNNETTİR, MÜSTEHAPTIR.YAPMAKLA ÇOOOK SEVAP ALRSIN. ŞUURLU BİR MÜMİNE NERDE NE YAPACAĞINI İYİ BİLENDİR...

İsra suresi 37.ayette buyuruluyor ki, VE YERYÜZÜNDE MÜTEKEBBİRANE BİR HALLE YÜRÜME.. ŞÜPHE YOKKİ SEN NE YERİ YARABİLİRSİN, NE DE BOYCA DAĞLARA YETİŞEBİLİRSİN.

Şimdi hanımlar ayaklarını vura vura gidiyorlar. Kadının ayağına ses çıkarmayan ayakkabı giymesi lazımdır. Hoca efendi öyle yaparsak gülünürüz diyorlar. Allah SENİ BEĞENSİN. Allah SENİ SEVSİN. BÜTÜN DÜNYA BOZULSA SEN BOZULMA. AHİRETTE SULTAN OLACAKSIN. DÜNYADA ONLARDAN AYRI OL Kİ, AHİRETTE DE AYRI TUTULASIN.

BİR İNSAN DESE Kİ HOCA EFENDİ BU ANLATILAN EMİRLER DOĞRU, LAKİN BEN YAPAMIYORUM. YAPMAYA GAYRET EDECEĞİM.BUDA BİR KEMALDİR.

YANLIŞ FETVALAR VEREREK KİTAP YAZANLARLA MÜCADELEYE GEREK YOKTUR, HİDAYETİ YARADAN Allah'TIR. BİZ DOĞRUYU SÖYLEYECEĞİZ. KABUL EDENLER KENDİ KARLARINA, KABUL ETMEYENLER İSE KENDİ ZARARLARINADIR...

(Allah'IM! HER NE CİHETTE OLURSA OLSUN, NE TÜR GÜNAH VE HARAMA GİRMİŞ OLURSAK OLALIM, SEN BİZLERİ FAZLU KEMİNLE YARLIĞA..BİZİ AFFET..BİZE ACI...YAĞMURUN TOZU ALIP GÖTÜRDÜĞÜ GİBİ, DEJENERE OLMUŞLUĞUMUZU RUHUMUZDAN AKIT...
Rabbim şehit olmadan evvel bu sohbeti yapmış olan şehidimize tabi olup,
ahirette şefaat etmesine imkan verecek ameller yapmamızı nasib etsin. )

Yorum (1) Yorum yaz!

hayvanlardan farklı olalım

21/5/2009 ·

1. CİLT SOHBETLER KİTABI - 19. SOHBETTEN

-“İnsan yediği yemeğe baksın.” (Abese Suresi 24. Ayeti Kerime)

Bu emir bizi yoktan var eden ve sayısız nimetlerle bizi kuşatan Rabbimizden geliyor. Her insan yediği yemeğe bakar ama Rabbimizin istediği bakmak öyle değil. Ya nasıl bakmak? Bu yemekleri benim önüme kim gönderdi diye düşünmektir.

Bunları düşüneceğiz. Önümüzde türlü yemekler var. Ekmek var, domates var, biber var, patlıcan var, fasulye var, elma var, portakal var… Bunların şekilleri başka, renkleri başka, tatları başka. Her biri nereden gönderildi? Belki dünyanın bir ucundan geldi. Ama rast gele gelmedi. Allah-u Teala Hazretleri o yiyecekleri ve içecekleri hususiyle bize ayırdı.

Meşayıh-ı Izamdan birisine:

-“Yemek yerken her aza bir iş ile meşgul, peki kalp ne ile meşgul? diye sorulunca:

-“Zikrullah ile” cevabını verir.

Burada zikrullah Allah İsm-i Şerifini tekrarlamak değildir. Ya nedir? Bu gıdaları Rabbim Teala ve Tekaddes Hazretleri önüme koydu. Bunu hatırlamaktır.

Dünyayı dolaşsak bir buğday tanesi icad eden bulamayız. Her şey Allah-u Teala’nın yaratması ile var olmuş ve bizim önümüze konmuştur. Rüzgârlarla bulutları O (cc) sevk ettirmiştir. Yağmurları O (cc) yağdırmıştır. Toprağı O (cc) halk etmiştir, toprağı kazanı da O (cc) yaratmıştır. Toprağa bitirme kabiliyetini O (cc) vermiştir… Her işi O (cc) sağlıyor.

İnsanın yaptığı sadece toprağı kazmak birde hazır tohumu atmaktır ki; insan dahi onu Mevla’nın kudreti ile yapıyor. Mevla ondan gücünü alsa onu dahi yapamaz.

-“Muhakkak Biz suyu tam dökmekle döktük.” (Abese Suresi 25. Ayeti Kerime)

Şu Ayet-i Kerimeyi de buraya alalım:

-“O öyle Bir Allah’dır ki rüzgârları rahmetinin önünde müjdeci olarak gönderir. Nihayet bunlar, ağır yüklü bulutlar yüklendiğinde biz onu ölü bir memlekete gönderir, su indirir ve onunla her türlü mahsulleri yetiştiririz. İşte böylece ölüleri de çıkarırız. Gerektir ki siz düşünüp ibret alasınız.” (Ahkaf Suresi 57. Ayet-i Kerime)

Cenab-ı Hak Rahmetinin önünden yani yağmurdan önce müjdeci olarak rüzgâr gönderiyor. Bu rüzgâr ile insan bunun arkasında yağmur var diye müjdeleniyor. Bulutlar belki milyonlarca ton, belki daha fazla ağır suları yüklenir, peki bulutlar suyu neresinde tutuyor.

Rabbim nereye emrediyorsa oraya düşürüyor. Eğer birden boşaltsa o yeri mahveder. Tane tane düşürüyor. İsterse kum tanesi kadar, isterse çakıl tanesi kadar, isterse daha iri, isterse fark edilmeyecek kadar ince. Bunların hepsi Allah-u Teala'nın dilemesi iledir.

-“Sonra yeri yarmakla yarıverdik. – Artık onda (o yerde) taneler bitirdik. – Yaş üzüm ve yaş yoncayı yetiştirdik. – Ve zeytinlikler ve hurmalıklar. – Ve ağaçları birbirine girmiş büyük bahçeler. – Ve meyveler ve meralar (vücuda getirdik). – Sizin ve hayvanlarınızın faydalanması için." (Abese Suresi 26–32 Ayet-i Kerimeler)

Alah-u Teala (cc) bitkilerin en kıymetli yerlerini bize yediriyor. Hayvanlara ise sapını ve samanını. Bununla beraber o hayvanlardan da bize süt, yoğurt, tere yağ, peynir, et, deri ve daha neler lütfediyor. Bunları anlamak ve anlatmaktan ne kadar gaflete düşülüyor. Allah! Allah!

Efendi Babamız Ali Haydar Efendi Hazretleri (KS) şöyle buyururlardı:

-“Yerken dört şey düşünüyorum. Yenilenlerin renklerini, şekillerini, tatlarını, bir de nereden önümüze geldiğini.”

Bu şekilde yemeyenler hakkında da şu Ayet-i Celileyi okurlardı:

-“Küfreden kimseler (nimetlerden) menfaatlenirler ve hayvanların yedikleri gibi yerler.” (Muhammed Suresi 12. Ayet-i Kerime)

İşte Mevlayı zikretmeyerek, besmele çekmeyerek ve bunları düşünmeyerek yenirse bu ayetin buyurmuş olduğu insana benzenir.

Yüce Rabbimiz Nahl Suresi 66. Ayet-i Kerimede şöyle buyuruyor:

-“Ve şüphe yok ki sizin için sağmal hayvanlarda da elbette bir ibret vardır. Size onların karınlarındaki fışkı ile kan arasından halis bir süt içiriyoruz ki içenlerin boğazından kolaylıkla geçer gider.”

Yani Mevla Teala Hazretleri buyuruyor ki: “Ne o fersin (fışkının, posanın) kokusundan, renginden karıştırıyoruz ne de kanın kokusundan, renginden. Ben onlardan karıştırsam siz içer misiniz? İşte sizde bana kan gibi olan şeytanla, posa gibi olan nefis arasından halis ibadet edin. Eğer karıştırırsanız, benim karıştırdığımı içmediğiniz gibi bende sizin karıştırdığınızı kabul etmem

Yorum (yok) Yorum yaz!

veda hutbesi

10/3/2009 ·

(9 Zilhicce l0 H./8 Mart 632 M. Cuma)
Peygamberimiz Hz. Muhammet (s.a.s.) Vedâ haccında, 9 Zilhicce Cuma günü zevâlden sonra Kasvâ adlı devesi üzerinde, Arafat Vâdisi'nin ortasında 124 bin Müslümanın şahsında bütün insanlığa şöyle hitabetti.

Bismillahirrahmanirrahim
"Hamd Allah'a mahsustur. O'na hamdeder, O'ndan yardım isteriz. Allah kime hidâyet ederse, artık onu kimse saptıramaz. Sapıklığa düşürdüğünü de kimse hidâyete erdiremez. Şehâdet ederim ki; Allah'dan başka ilâh yoktur. Tektir, eşi, ortağı, dengi ve benzeri yoktur. Yine şehâdet ederim ki, Muhammed O'nun kulu ve Rasûlüdür. "

Ey Nâs!

Sözümü iyi dinleyiniz. Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedî olarak bir daha berâber olamayacağım.

İnsanlar!

Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay, bu şehriniz Mekke nasıl kutsal bir şehir ise, canlarınız, mallarınız, nâmus ve şerefiniz de öylece mukaddestir; her türlü tecâvüzden masûndur.

Ashâbım!

Yarın rabbınıza kavuşacaksınız. Bugünkü her hâl ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız. Bu vasiyyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsinler. Olabilir ki, bildirilen kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlayarak hıfzetmiş olur.

Ashâbım!

Kimin yanında bir emânet varsa, onu sâhibine versin . Fâizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Fakat aldığınız borcun aslını ödemek gerekir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Allah'ın emriyle bundan böyle fâizcilik yasaktır. Câhiliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım fâiz de Abdülmuttalib'in oğlu amcam Abbas'ın fâiz alacağıdır.

Ashâbım!

Câhiliyet devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası, Abdülmüttalib'in torunu (amcalarımdan Hâris'in oğlu) Rabîanın kan davasıdır.

Ey Nâs!

Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu konuda Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları Allah'ın emâneti olarak aldınız. Onların nâmus ve ismetlerini Allah adına söz vererek helâl edindiniz. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki haklarınız, âile nâmusu ve şerefinizi kimseye çiğnetmemeleridir. Eğer onlar sizden izinsiz râzı olmadığınız kimseleri âile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe dövüp korkutabilirsiniz. Kadınların sizin üzerinizdeki hakları ise, örfe göre her türlü (meşru ihtiyaçlarını), yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir.

Mü'minler!

Size iki emânet bırakıyorum. Onlara sımsıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. Bu emânetler, Allah'ın kitabı Kur'ân ve O'nun Peygamberinin sünnetidir.

Ey Nâs!

Devâmlı dönmekte olan zaman, Allah'ın gökleri ve yeri yarattığı günkü duruma dönmüştür. Bir yıl, l2 aydır. bunlardan 4'ü Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep hürmetli aylardır.

Ashâbım!

Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden nüfûz ve saltanatını kurma gücünü ebedî olarak kaybetmiştir. Fakat size yasakladığım bu şeyler dışında, küçük gördüğünüz şeylerde ona uyarsanız, bu da onu sevindirir. ona cesâret verir. Dininizi korumak için bunlardan da uzak kalınız.

Mü'minler!

Sözümü iyi dinleyin, iyi belleyin. Rabbınız birdir, babanız birdir. Hepiniz Âdem'densiniz, Âdem de topraktan yaratılmıştır. Hiç kimsenin başkaları üzerinde soy sop üstünlüğü yoktur. Allah katında üstünlük, ancak takvâ iledir. Müslüman müslümanın kardeşidir. Böylece bütün müslümanlar kardeştir. Gönül hoşluğu ile kendisi vermedikçe, başkasının hakkına el uzatmak helâl değildir. Ashabım! Nefsinize de zulmetmeyin. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır. Bu nasihatlarımı burada bulunanlar, bulunmayanlara tebliğ etsinler.

Ey Nâs!

Cenâb-ı Hak Kur'an da her hak sahibine hakkını vermiştir. Mirâsçı için ayrıca vasiyyet etmeye gerek yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa, ona âittir. Zina eden için ise mahrûmiyet vardır. Babasından başkasına soy (neseb) iddiâsına kalkışan soysuz, yahut efendisinden başkasına intisâba yeltenen nankör, Allah'ın gazabına, meleklerin lânetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın. Cenâb-ı Hak böylesi insanların ne tevbelerini ne de adâlet ve şâhitliklerini kabûl eder.

Ashabım!

Allah'tan korkun, beş vakit namazınızı kılın, Ramazan orucunuzu tutun, malınızın zekatını verin, âmirlerinize itaat edin. Böylece Rabbınızın Cennetine girersiniz.

Ey Nâs!

Yarın beni sizden soracaklar, ne dersiniz? Ashâbı kiram:

Allah'ın dinini teblîg ettin, vazîfeni hakkıyla yaptın, bize nasihat ve vasiyette bulundun, diye şehadet ederiz, dediler.

Rasûlüllah (s.a.s.) mübarek şehâdet parmağını göğe doğru kaldırdı, cemâat üzerine çevirip indirdikten sonra üç defa:

Şâhid ol Yâ Rab!

Şâhid ol Yâ Rab!

Şâhid ol Yâ Rab!


buyurdu.

Yorum (1) Yorum yaz!

« Önceki ::


Kod-dunyasi.tr.gg

Sitene Ekle